Kılıçdaroğlu, 101 Günlük Tutukluluğun Ardından Tahliye Edilen Merdan Yanardağ’ı Ziyaret Etti: “Bu Ülkenin Aydınları İktidarın Düşündüğü Dünyaya…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 101 günlük tutukluğun ardından 4 Ekim’de tahliye olan Tele 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ı ziyaret etti. Kılıçdaroğlu ziyarette, “Bu ülkenin aydınları, yazarları, çizerleri, sanatçıları bir şekilde cezalandırılıyor kendi düşündükleri dünyaya hizmet etmedikleri için. Oysa aydınlar, toplumu aydınlatan kişilerdir, toplumun öncüleridir, önderleridir ve dolayısıyla onların düşüncelerine her zaman her ortamda saygı duymak gerekiyor. Hapse giren ilk aydın, yazar, gazeteci siz değilsiniz ama sonuncusu da siz olmayacaksınız bu gidiş böyle devam ettiği sürece” dedi. Yanardağ ise “Basın ve ifade özgürlüğünü, Türkiye’de demokratik hak ve özgürlüklerini daraltacak bir içtihat oluşturmaya çalışıyorlar bu kararlarla birlikte. Yargılanan bir gazetecilik faaliyetiydi, mahkeme de karar açıklanırken neredeyse özür diledi zaten” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Gezi Davası tutukluları Can Atalay, Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i kaldıkları cezaevlerinde ziyaret ettikten sonra, canlı yayında sarf ettiği sözleri nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak” ve “suçu ve suçluyu övmek” suçlamalarıyla açılan dava sonucunda 101 gün tutuklu kaldıktan sonra 4 Ekim’de tahliye olan Tele 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ı ziyaret etti. Ziyarette konuşan CHP lideri Kımlıçdaroğlu şunları söyledi:

“BU ÜLKENİN AYDINLARI, YAZARLARI, GAZETECİLERİ İKTİDARIN DÜŞÜNDÜĞÜ DÜNYAYA HİZMET ETMEDİKLERİ İÇİN CEZALANDIRILIYOR”

“Düşünce özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. İnsanların kendi düşüncelerini özgürce ifade ettikleri bir toplumda demokrasi ancak büyür, yeşerir ve dolayısıyla o ülkeye huzur gelmiş olur. Farklı düşüncelere tahammül etmekse siyaset kurumun temel görevlerinden birisidir ama maalesef otoriter bir rejimde yaşadığımız için demokratik söylemler bazılarını rahatsız ediyor. Zaten bizler de, sizler de veya ülkesini düşünen, sağduyulu aydınlar da rahatsız olsun diye konuşuyorlar. Dolayısıyla bunun doğal olarak bir bedeli oluyor. Doğal olarak diyorum ama aslında olmaması gereken bir şey ama bu rejimlerde karşımıza çıkıyor. Bu ülkenin aydınları, yazarları, çizerleri, sanatçıları bir şekilde cezalandırılıyor kendi düşündükleri dünyaya hizmet etmedikleri için. Oysa aydınlar, toplumu aydınlatan kişilerdir, toplumun öncüleridir, önderleridir ve dolayısıyla onların düşüncelerine her zaman her ortamda saygı duymak gerekiyor. Hapse giren ilk aydın, yazar, gazeteci siz değilsiniz ama sonuncusu da siz olmayacaksınız bu gidiş böyle devam ettiği sürece. O nedenle aydınlar bedel öder tabii. Ödedikleri bedeller kendi özgeçmişlerinin birer altın madalyasıdır. Aydınlar bedel ödedikçe yücelirler, büyürler, toplum onları bir şekilde kucaklar. Onlar bir anlamda milyonların sesini kişiler olarak toplumun önüne çıkarlar. Siz de bunlardan birisisiniz, televizyon kanalınız bu çerçevede yayın yapıyor, demokrasiyi savunuyor.

“SİYASAL İKTİDARIN AHLAKİ VE SİYASİ MEŞRUİYETİ YETERİ KADAR SORGULANMIYOR”

Siyasal iktidarın ahlaki ve siyasi meşruiyeti, bu yeteri kadar sorgulanmıyor. Asıl sorgulanması gereken alanlardan birisi bu. Belki onlar diyebilirler ki, ‘Yargı bağımsız, kararı biz vermedik, yargı verdi’ ama onu benim külahıma anlatsınlar. Yargının bağımsız olmadığını artık bütün dünya biliyor, talimatla görev yaptığını bütün dünya biliyor. Maalesef Türkiye bu pozisyonda. Güçler ayrılığı ilkesi yok, güçler birliği ülkesi var. Bir kişi talimat veriyor, hemen soruşturma açılıyor, hemen mahkumiyet veriliyor. Dolayısıyla bunu hepimiz biliyoruz. Az önce ziyaret ettiğimiz arkadaşlardan birisi, hakkında soruşturma açıldığını öğrenince yurt dışından geliyor Türkiye’ye. Yurt dışına kaçacak diye tutuklama emri veriyorlar.”

CHP lideri Kılıçdaroğlu’na ziyareti ve kendi adına Tele1’in düzenlediği dayanışma gecesine katıldığı için teşekkür eden Tele 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ da şöyle konuştu:

“Basın ve ifade özgürlüğünü, Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükleri daraltacak bir içtihat oluşturmaya çalışıyorlar, geleceğe yönelik bir içtihat bu kararlarla birlikte. Dolayısıyla yoruma ve varsayıma dayalı bir hüküm inşa edip geleceğe dönük bir içtihat oluşturmaya, fiilen aslında patrimonyal sultanizm dediğimiz; yasa, kural, anayasanın olmadığı, keyfi bir şekilde çiğnendiği ama bu tip mahkeme kararlarıyla oluşturdukları içtihadla gelecekteki bir demokratik hak ve özgürlüklerin daraltıldığı bir rejimi fiilen inşa etmeye çalışıyorlar, bu dava öyle bir davaydı.

“YARGILANAN BİR GAZETECİLİK FAALİYETİYDİ”

Yargılanan bir gazetecilik faaliyetiydi, mahkeme de karar açıklanırken neredeyse özür diledi zaten. Dedim ki ‘Türk milleti adına burada yargılama yapıldığını zannediyorum ama bu milletin yarısını hesaba katmayan bir mahkemeyle karşı karşıyayız, yarısını temel alan bir perspektife sahip.’ Bir de sosyal medyada ahlaksız, ağzı bozuk bir güruh var. Bunu toplumsal infial sayıyorlar. Sosyal medyada kopartılan yaygarayı toplumsal bir infial sayıyorlar. Savcılık ve savcılığın arkasındaki siyasi iradenin yargılandığı bir mahkemeye dönüştü. Çok da teknik bir hesaplama yapmışlar, yattığım süreyle verilen ceza o kadar denk geliyor ki alacak verecek kalmıyor. Yargıtay’a da götüremiyorsunuz, İstinaf’a götürebiliyorsunuz sadece. Verdiğiniz destek için, bu dönemdeki dayanışma için, CHP’nin Türkiye için ne kadar önemli olduğu ortada çünkü demokratik muhalefetin dinamosu, lokomotifi. Bunun çok büyük değer taşıdığını da gördük. Sağ olsunlar partinin milletvekilleri ve diğer partiler de gelip gittiler, cezaevindeki atmosferi değiştiren bir etkisi vardı bunun. 101 gün yattık ama boyun eğmedik, önemli olan oydu, hukuksuzluğa karşı boyun eğmemekti önemli olan. Belki Türkiye’de bu nedenle bir davranış modelini de ortaya çıkarmak gerekiyor. Geri adım atmanız ya da taviz vermeniz durumu hiç değiştirmiyor.

“ADİL VE DEMOKRATİK BİR ORTAMDA SEÇİMLER YAPILDI. TELE1’E YÖNELİK BU BASKININ NEDENLERİNDEN BİRİ DE ODUR”

İtirazımız çeşitli gerekçelerle reddedil, bunlardan bir tanesi de kaçma şüphesi. Sonra kaçma şüphesi olmayınca ‘Savunmasını vermedi’ dediler. Başka bir itirazdaysa, ‘Deliller yeterince toplanmadı’ dediler. 62 saniyelik montaj videonun dışında program kaydının tamamını verdik. Dediler ki, ‘Biz bunu bir RTÜK’ten isteyeceğiz’ yani sizin kaydınız doğru mu değil mi diye. Ahlak ve siyasi meşruiyet, çok önemli bir şeyden söz ediyorsunuz. Çok üzerinde ısrarla durduğum bir konuydu bu. Benim tutuklanma nedenlerimden bir tanesi odur çünkü biz de Tele1 yayınlarında hem seçim gecesi, 14 ve 28 Mayıs’tan sonra yönü ve kapsamı belirlenmemiş bir deyişin tartışmasıyla bunu kaçırdığımızı düşünüyorum ve esas olarak yapılması gereken, adil ve demokratik bir ortamda seçim yapılmadı. Hileye, kara propagandaya, yalana dayalı bir kampanya sonucunda yapılmış bir seçim ve antidemokratik bir ortamda, adil olmayan bir ortamda yapıldı. Tele1’e yönelik bu baskının nedenlerinden biri odur. Esas olarak o yüzde 48’in değersizleştirilmesi girişimine karşı çıkmaktır. Bu ilan edilmeyen iddianamedir. İlan etmedikleri asıl gerekçelerden birisi odur.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx